Ana içeriğe atla

Yayınlar

Karantina Günleri 6: Dünyadan Odaya, Dünyadan Odaya

Günler evde devam ediyor. Bugün güzel haberlerle başladı. Elektronik müzik grubumla kaydettiğimiz albümün miksleri bitmiş. Bir aksilik olmazsa gelecek ay çıkıyor. Sonra terapistimle ilk kez ekran başında buluştum. İnsanın terapistine evini açması garipmiş. Hoş tanımadığın bir insana kalbini açmak daha garip ve zor değil mi aslında? Ne kadar süre bu olaylar böyle devam edecek, birbirimize dokunmadan, sarılmadan, aynı havayı solumadan, aynı odanın içinde şarkı söyleyemeden ne kadar devam edeceğiz, bunları sorguladık. Sonra hemen bilgisayarın başından kalkmadan işyerine bağlandım. İş arkadaşlarımla toplantı yaptık. Sonra da Kore'den gelen sürpriz düet videosunun edit'ini yaptım. Tüm dünyamın odamda buluşuyor olması heyecan verici ve korkutucu diye düşünürken günü noktalıyorum. Not defterimden bir kuple de burada dursun.

Karantina Günlükleri 5: Kore - Almanya Düeti

Çok uzun zamandır isteyip de bir türlü vakit getiremediğim şeylere biraz zaman ayırabilmek harika bir hismiş. Kore'den bir arkadaşımla düet yaptık. İlk defa mixing işlerine kendi kendime giriyorum. Sanırım haftasonuna hazır olur. Çok temel ve basit şeylerle yaptığımız bir iş olsa da, bu süreç çok hoşuma gitti. Öğrenmeyi, kendimi oraya buraya çekiştirmeyi çok seviyorum. Sanırım gelecekle ilgili birçok şey de gözümde gitgide daha çok netleşiyor. Neler yapmak istediklerimi daha net görmeye başladım. Bir şekilde yolu bulacağımı (ve sonra tekrar kaybedeceğimi) biliyordum. Ama ışığı, karanlığın tam da ortasında bulacağımı ben bile tahmin etmemiştim.

Karantina Günlükleri 4: Bırak Dağınık Kalsın

Bugün kafam daha dağınıktı. Ama yine de bir şeyler üretmeye çalıştım. Günümün büyük bir kısmı bilgisayar başında ve müzik yaparak geçiyor. Bundan mutsuz değilim. Bireysel olarak çok üretken bir dönemdeyim zaten. Uzun zamandır beklediğim bir işaret vardı, o işaret gelmiş gibi hissediyorum. "Madem vaktimin büyük bir kısmı bana kaldı. O zaman uzun zamandır isteyip de bir sürü vakit bulamadığım şeylere gaz vermeliyim" diye düşünüyorum. Bir de bu süreçte saç sakal kesmedikçe sonunda neye döneceğim, onu merak ediyorum.



Karantina Günlükleri 3: Öğreniyoruz Güzel Güzel

Kopuntu bana mini online konser teklifi getirdi. Seve seve kabul ettim. Ama itiraf ediyorum, bu iş daha kolay olur diye beklemiştim. Bilgisayar başında insanların izlediğini bilerek şarkı söylemek çok farklı bir deneyimmiş :) Sahnede 100 hatta 1000 kişinin karşısında olmayı ederim. Ama bu meydan okumayı sevdim. Bu deneyimi de sevdim. Hep beraber biraz değişip, biraz farklı taraflara doğru esneyip, biraz da gelişiyoruz. Bu bir öğrenme süreci. Çocuklar gibi yavaş yavaş, adım adım, sabırla ilerlememiz gerekiyor. Sil baştan deneme, yanılma, tekrar deneme süreci. Koronadan sağsalim çıkabilirsek, hiçbir şeyin eskisi olmayacağını konuştuk dün bir arkadaşımla. Yeni deneyimlerle ve yeni becerilerle çıkacağız bu süreçten büyük ihtimal. Benim yeni becerilerimden biri de online konserler olacak umarım. Sevgiler.



Karantina Günlükleri 2: Dolu - Boş

Masamın üstü dopdolu. Sokaklar ise boş.
Terkedilmişlik havası. Her şey bir George Orwell romanı ya da Black Mirror bölümü gibi.
Moral bozmadan çalışmaya, üretmeye, yeni yollar aramaya, yaratıcı beynimi kullanmaya devam etmeye çalışıyorum. Çalışmaya çalışıyorum. Çalışmaya çalışmaya çalışıyorum. Çalışmaya çalışmaya körelmekten iyidir sanırım.





Karantina Günlükleri 1

Corona virüsü sebebi ile Münih’in de içinde bulunduğu Bavyera bölgesinde sokağa çıkma kısıtlamaları getirildi. Ben de bu karantinanın dijital günlüğünü tutmak ve her zaman olduğu gibi birşeyleri (duygu, düşünce, his, müzik, yazı, çizgi - ne denk gelirse) kayıt altına almak istedim. İlk kayıtta bir öğrencimin İran’dan getirdiği piyano kitabından bir eseri çalmaya çalıştım. İsmi Khabhay Talayi. Besteci Javad Maroofi, düzenleme N. Jahanaray. Umarım seversiniz 🙋‍♂️

Bavyera'da karantinaya dair ilk gün gözlerimi aktarmak istiyorum. Bugün kendisinin varlığıyla yokluğunu çok iyi anlayamadım. Bavyera'daki karantina anlayışı, İspanya, İtalya ve Fransa'dakine göre biraz daha esnek şu anda. Spor ve yürüyüş için dışarıda olmak serbest. Bir virologun konuşmasını dinledim, corona havada asılı kalan bir virüs değilmiş. O yüzden tek başına açık havada olmanın bir sakıncası yokmuş. Ben de bugün kahvaltı, piyano, instagram ve videolarla biraz vakit geçirdikten sonra koşuya çıktım. Dışarısı …

Kimsin Sen?

‘Sen kimsin?’ sorusunun ‘ismim, işim ve yaptığım şeyler’ olmayan cevabını arıyorum bugünlerde. Hatta Facebook’ta da sordum arkadaşlarıma. Çok güzel yanıtlar geldi. ‘Ağacım’ diyen de çıktı, ‘yolların buluştuğu yere giden birisiyim’ diyen de. Sonra acıları düşünüyorum. Hüzünleri, depresyonları. Kendimi arayıp da bulamadığım geceleri. Ya da bulduğum cevapları beğenmeyişlerimi. Hayat bize ne anlatmaya çalışıyor? Bugün arkadaşım Işıl beni ziyarete geldi, ve onun podcast’i ‘Unique Lives Unique Careers’ için çok güzel bir kayıt yaptık. Onunla da aynısını konuştuk. Hep kendimizin olabildiği en üst mertebesini yansıtırken karşımıza; eksiklerimizi, üzüldüklerimizi, başaramadıklarımızı pek anlatmıyoruz. Halının altına süpürdüğümüz tozlar gibi öteliyoruz. Bizi tanımlayan şey ne? İşimiz? Başardıklarımız? Yaşadıklarımız? Yaşattıklarımız? Ünvanlarımız? Onların hepsi yaptığımız yerde kalıyor sanki biz yürürken. Bizimle beraber yürümüyorlar. O yüzden o yolda “başardığımız, yaptığımız, yaşadığımız, ya…